Yazı Detayı
07 Ekim 2019 - Pazartesi 19:25
 
Bir gariptos hikayesi
Soner Barbaros
 
 

İki yüz üç yüz yıl önce bu ova çorak; bölgede pamuk üretecek nüfus yetersizmiş.

 

Nüfus için iskân şart demişler; 

padişah da ferman vermiş.

 

Kendilerini bildi bileli dağ tepe yol alıp, kışın aşağılara inen konargöçer yörükler “Ovaya insinler, göçmesinler”miş.

 

Yörüğ yerleşik hayat istemiyor ancak hanedanlık, aşiretleri ikna amacıyla toplantılar organize ediyor.

 

Dadaloğlu da söylemiş sözünü:

“Ferman padişahın, dağlar bizimdir!"

 

Sen misin bunu diyen!

 

Yörüğ aşiretlerine karşı Fırka-ı İslahiye’yi görevlendirmiş Osmanlı Sultanı.

Paşa komutasında bu ordu gemilerle Çukurova’ya gelmiş.

Kanlı çatışmalar olmuş.

Binlerce insan yaralanmış; kılıçtan geçmiş.

Halk Kozan, Kadirli, Osmaniye gibi yeni kazalara iskan edilmiş; bataklığın, sineğin içinde yaşamak zorunda kalmış. 

 

Kaldılar kalmasına da bir sinek bir sinek ki sormayın. 

 

Çözüm olarak böcek canların yuvası bataklıkları kurutmak için daha önce görülmedik tropik ağaçları yani okaliptusları ekmişler. 

İşte suları içerek bölgeyi kurutan  bu ağaca yörükler, adını telafuz edemediklerinden dolayı "Gariptos” demişler.

 
Etiketler: Bir, gariptos, hikayesi,
Yorumlar
Haber Yazılımı